Kaos!!! 1 2 3 Tıp!!!
Eksantirik gibi gündemle ilgili yazılar yazmak istemiÅŸtim hep. Kendisi bu iÅŸi iyi yaptığı için arada yorumlarımla katıldım kendisine sadece. Ama daha fazla dayanamayarak yazmaya karar verdim. Benim isteÄŸim, hep kültür-sanatla ilgili, festivallerle ilgili yazılar yazmak. Ancak yaÅŸadığımız ülke gündemini de görmezden gelmek bizi eleÅŸtirdiÄŸimiz insanlarla aynı kefeye koyar diye düşünüyorum. Son günlerde kayıtsız kalınamaycak o kadar çok olay yaÅŸandı ki ülkemizde hangisinden baÅŸlayıp, hangisine baÄŸlayacağıma karar veremiyorum. Yalnız içinde bulunduÄŸumuz durumu biraz daha gerilerden ele almak istiyorum. Ülkemizi de etkisi altına alan küresel kriz, lakin ülkemizi teÄŸet geçtiÄŸine dair yapılan ısrarcı açıklamalar. Hayalperest düşünce yapısı ve saçma sapan hesaplar ile ortaya çıkardıkları “2009′da %4 büyüme”  nutukları. BaÅŸ-bakan‘ı takip edip birini kalbine birini kafasına olmak üzere kendisine iki silah dayayan emekli polis memuru. Tükenen sabırlar, gerilen sinirler. Karalamacı siyaset ile birbirlerine b.k atarak propagandalar sergileyen liderler ışığında atlatılan yerel seçimler. Devletin belirgin paniÄŸi ardından gelen ÖTV indirimi, otomotiv sektöründe yalandan canlanma… Panik havasının artışı ve mobilya, beyaz eÅŸya, ofis malzemeleri dayanıklı tüketim mallarında ÖTV indirimi. Gayrimenkullerde alım-satım vergisi indirimi. Ancak baÅŸ-bakan‘ımızın belirttiÄŸi gibi teÄŸet geçmeyen bir kriz. Tüm çabalar boÅŸa… Bu kadar çabaya raÄŸmen hedeflere ulaÅŸamayıp Nisan ayında ekonomimiz yeniden gözden geçirilerek, hayalperestlerin kendilerine söz geçirerek açıkladıkları rakamlar… “2009 yılında %3,8 küçülme” bekliyoruz.İşsizlik oranı ise Cumhuriyet Tarihinin rekor rakamlarına ulaÅŸmak için çabalıyor. Türkiye “zayıfsan öleceksin” çıkmazına doÄŸru yol alıyor.Bunlar ülkemizin maddi duyarsızlıkları denilebilir. Belkide tedbirsizlik veya umursamazlık yada gözardı etme vs vs vs…
Peki ya manevi duyarsızlık!!! Gencecik bir kardeÅŸimiz, yıllardır sürekli aynı olayların yaÅŸandığı UludaÄŸ’da kayboluyor. Cesaret ve azmi ile arkadaşı ile haberleÅŸmeyi devam ettirip durumunun kötü olduÄŸunu ve yarım yamalak mevkisini bildiriyor. Ancak kardeÅŸimizin telefon sinyalleri ile yerini tespit etmek için savcılıktan saatlerce yazı bekleniyor. Pırıl pırıl bir genç daha duyarsızlıktan ötürü yaÅŸamını kaybediyor. Åžunu merak ediyorum 10dk içinde ev basılırken, bir suç üstü ihbarı alındığında bir mekana operasyon yapılacakken savcılıktan iznin çıkması ne kadar sürüyor? Devletin baÅŸarı elde edeceÄŸi durumlarda çıkarılması dakikalar süren savcılık izni, gencecik bir çocuÄŸun hayatı söz konusu iken neden dakikalar içerisinde çıkarılamıyor? Merak iÅŸte….
Devletimiz mi duyarsızlaÅŸtı, yoksa halkımız mı biraz çekimser oldu acaba. Belki de “Anasını da alıp giden”, “halkın efendisi” olan çiftçimiz bizim çekimserliÄŸimize sebep oldu. Öyle ya korkmamız normal, bahsi geçen çiftçi, yerel seçimlerde baÅŸ-bakan‘ımız çiftçinin ikamet ettiÄŸi ÅŸehri ziyaretinde göz altına alınıp, emniyette “misafir” edilmedi mi?
Åžimdi son günlerde beni en çok etkileyen olayı paylaÅŸmak istiyorum sizlerle. Yalnız öncelikle söylemek istediÄŸim bir slogan,tanıtım vs ne derseniz artık onu söylemek istiyorum. “2010 Avrupa Kültür BaÅŸkenti-İstanbul” “Sahne Senin”. Evet sahne senin göster kendini istanbul dedik, jenerikler tanıtımlar dönmeye baÅŸladı televizyonlarda, billboardlarda. Ama arkadaÅŸlar siz bunu yanlış anladınız bu ÅŸekilde göstermeyeceÄŸiz kendimizi. Kültür BaÅŸkenti’nde yol vermedi diye Türkiye’nin geleceÄŸi olan bir Üniversite öğrencisi öldürülmez. Gencecik bir kız hayat boyu yaÅŸayacağı bir tramvaya mahkum edilmez. Arkadaşım siz bu cesareti, bu vurdum duymazlığı nerden alıyorsunuz? Aaa özür dilerim, kendimi bilmezlik ettim affedin beni, o yollar o ÅŸahısa/ÅŸahıslara ait olduÄŸu için ve Hakan kardeÅŸimiz onlara yol vermediÄŸi için sevgili Kültür BaÅŸkenti sakinleri de kendi yasaları gereÄŸi Hakan’ı öldürme hakkını kendilerinde bulabiliyorlar.
Neyse bunların hepsini boÅŸverin, unutun bütün kötü günleri, yaÅŸanan kötü ÅŸeyleri. Pazar günü dünya derbisi var, ezeli rekabet-ebedi kardeÅŸlik var dedik ve geçtik televizyon karşısına ve tabi bir kısmımızda stada. Haydaaaaaa…. N’aptın Sabri, N’aptın Emre B., N’aptın Lugano, N’aptın Emre A.,N’aptın Volkan, N’aptın Semih, N’aptın Arda… ArkadaÅŸlar siz n’aptınız öyle!!! 3F’in (futbol, festival, fuhuÅŸ) “Türkiye”deki en saÄŸlam halkasıydınız. İnsanlar sizinle biraz olsun stres atacakken ÅŸimdi birde “Fenerbahçe-Galatasaray” taraftar cinayetleri ihtimali çıkardınız. Siz ne yaptığınızın ve nasıl bir tehlikeye sebep verdiÄŸinizin farkında mısınız? Basit bir örnekle Volkan’ın hareketi veya ortamın gerginliÄŸi ile galeyana gelen Galatasaray taraftarının pamuk ipliÄŸi üzerinde duran tenteyle birlikte aÅŸağıya düşmesi ile yaÅŸanacakları düşünmek bile istemiyorum. Dünya derbisi yayını yapan bazı Avrupa ülkelerinin televizyon kanalları yayını kestiler. Kimse ÅŸaşırmasın yaÅŸananlara, kenara çekilmesin suçsuzca… BaÅŸta spor camiası olmak üzere, yorumcusu, gazetecisi, yazarı, çizeri, fotoÄŸrafçısı vs vs vs… Sizler günler öncesinden baÅŸlamadınız mı bu spor müsabaksını ölüm kalım savaşı haline getirmeye. Yenilen takımın yarıştaki iddaasını kaybedeceÄŸini, yenilen takımın oyuncalırının gönderileceÄŸini, teknik direktörlerin görevlerine son verileceÄŸini, kulüp doktorlarının yeminlerinin geçersiz sayılacağını, kulüp aşçılarının kepçelerinin alınacağını, kulüp muhasebecilerinin kalemlerinin kırlacağını vs vs vs vs iddaa etmediniz mi? Bu senaryoları sizler yazmadınız mı? Takımının oyuncusuna yaptığı hareketi yakıştıramayan taraftarlar, haftalar önce yapılan bir avrupa kupası (Galatasaray-Hamburg) maçının ardından (Avrupa kupalarında takımlar isimleri kadar Ülkelerini de temsil ederler) birbirinizle dalga geçip göndermeler yapmaya baÅŸlamadınız mı? Kimse ÅŸaşırmasın, spor müsabakası mantığından uzaklaÅŸtırılıp, ölüm kalım savaşına çevrilen her müsabaka bu ÅŸekilde sonuçlanmaya mahkümdur.
Åžimdi yetkililerden birÅŸey rica edeceÄŸim… Sevgili BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanımız, yok olmadı… Sevgili İstanbul valimiz, yok hiç olmadı… Sayın baÅŸ-bakan‘ımız, yok o zaten baÅŸ-bakan… Sayın cumhurbaÅŸkanımız, yok onunda baÅŸ-bakan’sız bir anlamı yok… Enteresan kimden rica edeceÄŸimi ÅŸaşırdım… Belki sevgili Babacan… Yada kim ilgilienirse… Lütfen ÅŸu “2010 Avrupa Kültür BaÅŸkenti” misyonumuzu, görevimizi,statümüzü artık bize ne olarak verildiyse iade edelim. Gördüğünüz gibi hazır deÄŸiliz. 2010 yılı sonunda tüm Avrupa bizi “2010 Avrupa YozlaÅŸmış-Kültür BaÅŸkenti” olarak anmasın lütfen.
DiÄŸer yetkililerden ricam ise, 2016 Avrupa Futbol Åžampiyonası, 2018 Dünya Kupası ev sahipliÄŸi gibi hayallerle futbolseverlerimizi umutlandırıpta kandırmayalım. Gördüğünüz gibi hazır deÄŸiliz.Bilmem farkettiniz mi ama yukarıda saydığım isimlerden Lugano hariç diÄŸer 6 kiÅŸi Türkiye Milli Futbol takımının ilk onbirinde oynayan 6 kiÅŸi. 11 kiÅŸiden altısı yani Milli takımımızın çoÄŸunluÄŸu. Böyle bir Milli takıma sahip bir ülkeye hiçbir Futbol organizasyonu verilmez. Peki ya afrika diyeceksiniz ligleri veya Milli takımları çok mu baÅŸarılı? Hayır deÄŸil, ama avrupada oynayan Afrika kökenli futbolcuların, “sporcu”luklarına dikkat çekmek istiyorum.
Avusturya ve İsviçre’nin ligleri ve Milli takımları çok mu baÅŸarılı? Hayır deÄŸil, ama onaların dünya çapında bir organizasyona ev sahipliÄŸi yapacak vizyonları var. Biz ise ayağımıza gelen fırsatı “2010 Avrupa Kültür BaÅŸkenti” sıfatını deÄŸerlendirip vizyonumuzu geliÅŸtireceÄŸimize. Bu fırsatı taÅŸla, sopayla kurÅŸunla geri tepiyoruz.
Gördüğünüz gibi hazır deÄŸiliz…
