son zamanlarda yaşananlar ..

Ülke gündemi bir hayli kalabalık, gerçi “egemen güçlerin”  himayesinde olan “çoğunluk medya”  sazın istediği teline istediği zaman vurarak genel bir yönlendirme içinde.

Gerçekten bilinmesi gereken haberleri’de ne tv’de ,ne gazetede nede internet’te veriyorlar . en canlı ,yakın örneği geçen hafta 4+4+4 sistemin karşı sivil toplum örgütlerinin Ankara’da yaptığı eylemdir.

Planlı olarak gerçekleşitiği düşündüğüm, ülkemizi zorla “savaşa ,iç savaşa” altaypısının parçaları olan terör olayları hepimizin canını sıkmakta, fazlasıyla üzmektedir.

Suriye ile yaşanan sıcak temas, jetimizin düşürülmesi, ülkemizin el altından muhalifleri silah ile beslemesi bizlerinde emperyalistler gibi “maddi çıkarlar” içinde olduğu gösteriyor.

ABD ‘nin Güneydoğu’da terör örgütünü “el altından beslediğini”, bu işin için AB birliği ülkelerinde olduğunu sağır sultan bile biliyor. bizler bu ikiyüzlüğe razı olmuyor, kınıyorken, biz neden aynı yöntemi komşu ülkemize uyguluyoruz düşündürücü.

Irak’ta çok değil 2000’li yılların başlarında ABD müdahelesinde tedirginlik yaşamıştık, bölünme tehlikesi,orada yeni bir devlet oluşması bizler için endişe verici idi.

istenmiyorduda ..

peki şimdi ne oldu da Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmamız gerekirken ,muhalifleri “el altından besleyip”, Hatay gibi Kosmopolit bir yeride riske sokup tehlikeli işler içine giriyoruz?

“devlet bekası”  için mi ?

Hatay Arap,Kürt,Türk,Ermeni,Sunni,hristiyan,Şii,Alevi,Suryani vs. birçok Kültür farklığını birarada bulundurak günümüze kadar huzurla ,barışla gelmiş şehrimiz.

fakat şu anda ufaktan ufaktan kazan kaynatılmakta,” iç çatışmaların ” ,” bölücü söylemlerin ” altyapısı hazırlanmaktadır.

84’den beri barış getiremediğimiz topraklarda bir türlü sağlayamadığımız olguyu ,şimdi Hatay’da kendi ellerimizle yıkmak üzereyiz.

çok kültürlük bir zenginliktir olgusunun çok canlı bir örneği olan Hatay bu işten yara alacak …

bunların hepsinin tek bir açıklaması var ,

bizler bu işin tiyatro&sinema oyuncusuyuz. yönetmen, yapımcı ,senarist kimin öleceğine ,kimin diziden çıkacağına karar veriyor..

Yönetmen&yapımcı dediklerimde “egemen güçler”,”sermaye”,”üst düzey bürokrası” ve “üst düzey kolluk kuvvetleri”…

oyuncular mı kim ? Afyon’da şehit olan askerlerimiz, Trafik kazalarında ,Çatışmalarda ,Mayın Tuzaklarında şehit olan askerlerimiz,devlet kapısı deyip ülkesine faydalı olmaya çalışan kör kurşuna, bombaya ,mayına denk gelerek şehit olan polislerimiz, parası olmadığı için tedavi olamadan ölen yurtdaşlarımız,her bir yenisi daha eklenen iş kazalarında ölen emekçilerimiz..

herkes daha çok para kazanma hırsı ile ,silah satabilme ,petrol rezervlerini ele geçirme satabilme vs. gibi nedenlere insan hayatını hiçe sayarak kısır döngülü sistemi döndürüyor.

askerin izin dönüşü naklini bile gerektiği kadar önem vermiyoruz. “istihbarat zaafı” hat safhada…

cephanelikte’ki el bombalarına hakim olamıyor ,fakat nükleer santral isteyebiliyoruz.

bu üzücü olayların son bulması ise  Yönetmenin ,yapımcının , senaristin yakınındaki birilerine zarar gelmesi gerekiyor ki, o zaman nasıl bir oyun içinde olduklarını anlayacaklardır.

belki o zaman kaybedilen şeyin değerini anlayacaklardır..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir